Il n’y a pas de plus profonde solitude que celle du samouraï si ce n’est celle d’un tigre dans la jungle … peut-être
8 Ocak 2012 Pazar
Yar Bana Bir Yolculuk kendi yuvasına kavuştu
Biliyorsunuz bu blog dışında, 16 Ocak'ta çıkacağım Güney Amerika seyahati için hazırladığım Yar bana bir yolculuk isimli blogta da yazıyordum. Daha yola çıkmadığım için bloğa pek yazı yazmadığım halde sosyal medyadan tanıdığım arkadaşlar bana ve bloğuma destek oldular, olmaya devam ediyorlar. Bu sosyal medya dayanışması beni hem çok şaşırttı hem de çok sevindirdi. Bu kadar destekleneceğimi gerçekten de düşünmüyordum. Cheja, Deniz, Kunthar, Grizabella, Sicola Narkozy, Sarper gibi arkadaşlar doğrudan bağış yaparak seyahatimi desteklerken, Yalçın Aydın ise seyahatimi desteklemek için http://www.yarbanabiryolculuk.com/ adresini benim için satın aldı. Bir haftadır siteyi hazırlamak için uğraşıyorduk. Site için hala üzerinden geçmemiz gereken bir kaç nokta olsa da bugün itibarı ile http://www.yarbanabiryolculuk.com/ üzerinden yayına başladık. Sitemiz biraz oyuncaklı oldu, ana sayfa açılınca karşınıza bir Google haritası çıkıyor. Harita üzerinde rota ve gidilen şehirlerle ilgili ikonlar göreceksiniz. İkonlara tıkladığınızda, ikonun konulduğu yer ile ilgili yazıya ulaşacaksınız. Ben çok beğendim siteyi. Umarım sizler de beğenirsiniz.
| Tweet |
|
Paylaş |
2 Ocak 2012 Pazartesi
Djordje Ilijin
Progressive Rock sevenler bilir Progressive Rock müzik yapan insanlar aslında birer kahramandır. Daha popüler, çabuk tüketilen işlere imza atsalar milyonlar kazanabilecek yüzlerce yetenekli insan, bugün zevkle dinlediğimiz işleri, bu yola girdiklerinde büyük paralar kazanamayacaklarını bildikleri halde yaptılar. Onlar bugün her biri progressive rock misyoneri gibi hala aynı aşk ile müzik serüvenlerine devam ediyorlar. Blogta ara sıra bu büyük insanlar ile ilgili yazılar yazarak, yaptıkları müzikler ile bana kattıkları şeyler için gönül borcumu ödemek istiyorum. Yazılarımda tanıttığım kişilerin yaptığı çalışmaları önceden dinlememiş bir kaç kişiye ulaşabilirsem ne mutlu bana.
Bugün sizlere eski Yugoslavya'dan bir müzik adamını tanıtmak istiyorum. Biliyorsunuz eski Yugoslavya progressive rock açısından en verimli ülkelerden biriydi. Smak, Nepocin, Pop Masina, Lebi Sol, Bijelo Dugme, ve elbette Tako gibi bir çok önemli müzik grubu Yugoslavya topraklarından çıktı. Her ne kadar Yugoslav Progressive rock gruplarının yaptığı işler, İskandinav, İngiliz ve İtalyan progressive rock grupları gibi ayrı bir alt tür olarak görülmese de bu grupların hepsinin ortak özelliği kendi topraklarının çok kültürlülüğünü müziklerine tamamen yansıtmalarıdır diyebiliriz. Jazz-rock, Psychedelic ve Space Rock gibi türlerden fazlası ile etkilenen ve Hard Rock öğelerinin etkisinin yoğun olduğu bir müzik yapan Yugoslav gruplarının Doğu ve Batı arasında geçiş noktası olan Balkanların o zengin kültürünü müziklerine yansıttıklarını rahatlıkla görebiliyoruz. Bu noktada daha önceden blogta yazdığım Bolivyalı Progressive Rock grubu Wara ve Moğollar gibi gruplar ile benzeşiyorlar. Özellikle türe yabancı olan türk dinleyiciler için Yugoslav Progressive Rock'a başlangıç için Smak'ı tavsiye ediyorum. Smak dinlerken bir çok şarkıda Moğollar'ın yaptığı müzik aklınıza gelecek.
Djordje Ilijin Belgrat'da Felsefe fakültesinde Etnoloji ve Antroploji eğitimi almış bir müzisyen hatta bir ara Arkeolog olarak da çalıştığı için meslektaşım sayılır. Müzik öğretmeni olarak çalışırken misafir üye olarak müzik gruplarında çalmaya başlıyor ve nihayet kendisini Yugoslav Progressive Rock grupları arasında öne çıkan gruplardan birinin, Tako'nun kurucularından biri olarak görüyoruz. 1975 yılında kurulan ve grubun dağıldığı 1981 yılına kadar iki stüdyo albümü çıkartan Tako, Psychedelic ve Senfonik rock arasında gezinen ve bu gezintiyi iyi yapan bir grup. Özenle yerleştirilmiş Jazz-rock, Blues ve Hard rock dokunuşları ve mistik atmosfer grubun yaptığı müziği benzerlerinden ayırıyor. Tako müziğinin belkemiğini klavye ve flüt oluşturuyor. Yazımızın konusunu oluşturan Djorde Ilijin grubun klavye ve flütçüsü ki kendisi aynı zamanda mızıka, gitar ve davul da çalan çok yönlü bir müzisyen.
Bugün sizlere eski Yugoslavya'dan bir müzik adamını tanıtmak istiyorum. Biliyorsunuz eski Yugoslavya progressive rock açısından en verimli ülkelerden biriydi. Smak, Nepocin, Pop Masina, Lebi Sol, Bijelo Dugme, ve elbette Tako gibi bir çok önemli müzik grubu Yugoslavya topraklarından çıktı. Her ne kadar Yugoslav Progressive rock gruplarının yaptığı işler, İskandinav, İngiliz ve İtalyan progressive rock grupları gibi ayrı bir alt tür olarak görülmese de bu grupların hepsinin ortak özelliği kendi topraklarının çok kültürlülüğünü müziklerine tamamen yansıtmalarıdır diyebiliriz. Jazz-rock, Psychedelic ve Space Rock gibi türlerden fazlası ile etkilenen ve Hard Rock öğelerinin etkisinin yoğun olduğu bir müzik yapan Yugoslav gruplarının Doğu ve Batı arasında geçiş noktası olan Balkanların o zengin kültürünü müziklerine yansıttıklarını rahatlıkla görebiliyoruz. Bu noktada daha önceden blogta yazdığım Bolivyalı Progressive Rock grubu Wara ve Moğollar gibi gruplar ile benzeşiyorlar. Özellikle türe yabancı olan türk dinleyiciler için Yugoslav Progressive Rock'a başlangıç için Smak'ı tavsiye ediyorum. Smak dinlerken bir çok şarkıda Moğollar'ın yaptığı müzik aklınıza gelecek.
Grup 1981 yılında dağıldıktan sonra Djordje Ilijin'in müzik serüveni sonlanmıyor. 1983 yılında kendi albümünü Zabranjeno prisluskivanje!'yi çıkartıyor. Albümde davulları çalan Vladimir Furduj'u saymazsak bütün müzik aletlerini Djordje çalıyor. Zabranjeno prisluskivanje! ile Djordje Ilijin Tako'daki mistik havayı daha da ileri noktalara taşıyor. Özellikle Balkanska meditacijat'i dinlerseniz mistik havadan neyi kastettiğimi anlarsınız. Nedendir bilmem bu albümü dinlediğimde aklıma müzikal olarak hiç benzerlik taşımamasına rağmen Rus Progressive rock grubu Aquarium geliyor, zaten çoğunlukla Djordje Ilijin'den sonra Aquarium dinliyorum. Neyse Aquarium başka bir yazının konusu. Siz siz olun Zabranjeno prisluskivanje! albümünü bir şekilde edinip dinleyin.
Zabranjeno prisluskivanje! albümünden sonra Djordje Ilijin başka stüdyo albümü çıkartmasa da müzikal çalışmalarına hala New York'ta devam ediyor. The Class ve Pussy Foot gibi filmlerin müziklerine de imza atan Djordje Ilijin aynı zamanda New York'taki The Harlem School of the Arts'ta çalışıyor. Djordje Ilijin eski Yugoslavya'nın yetiştirdiği en önemli müzisyenlerden biri. Eğer onun eski ve yeni çalışmalarını dinlemek, onun hakkında detaylı bilgi almak istiyorsanız aşağıdaki linkleri kullanabilirsiniz.
| Tweet |
|
Paylaş |
1 Ocak 2012 Pazar
Progressive Rock Blogları
Progressive rock sevenler özellikle de yeni başlayanlar için en büyük sorun progressive rock albümlerini edinmek olsa gerek. Bir diğer sorun ise onlarca alt tür arasında kelimenin tam anlamı ile kaybolmaktır. Bugün sizlere progressive rock hakkında bilgi alabileceğiniz, albüm incelemelerini okuyabileceğiniz, alt türler hakkında bilgi edinebileceğiniz ve beğendiğiniz, aradığınız albümleri indirebileceğiniz sitelerden benim en çok faydalandığım bir kaç tanesini tanıtmak istiyorum.
Kuşkusuz konu hakkında en kapsamlı site Progarchives'dir. Progarchives sürekli güncellenen, progressive rock ve alt türleri hakkında ne merak ediyorsanız bulabileceğiniz bir site.

Progarchives, içerisindeki az sayıdaki ücretsiz mp3 ile her ne kadar korsan faaliyet konusunda sizi doyurmayacak olsa da tüm alt türler ve o alt türlerde müzik yapmış gruplar hakkında ayrıntılı bilgi ve incelemelere ulaşabilmeniz açısından oldukça önemli bir site. Siteye üye olan ve konu hakkında yetkin onlarca kullanıcının albüm incelemelerine, müzik videolarına, yıllara, ülkelere ve alt türlere göre düzenlenmiş onlarca albüm listesine bu site sayesinde ulaşmanız mümkün. Progarchives gibi ansiklopedik bir kaç site daha varsa da ben progarchives'i tercih ediyorum.
Progarchives'in türkçe alternatifi ise http://www.progturk.com . Site daha emekleme aşamasında ama gün geçtikçe tanıtımı yapılan grup sayısı artıyor. İzlenmesi ve desteklenmesi gereken bir proje Progtürk.
Sıra geldi en sevdiğim bloglardan biri olan http://prognotfrog.blogspot.com/ 'a Prog not Frog, ana akım progressive rock gruplarından çok deneysel işlere imza atan ve az bilinen progressive rock gruplarına yer vermesi nedeni ile benzerlerinden ayrılan bir blog. Her başlığın yorum kısmında o başlıkla ilgili download linkleri yer alıyor ve linkler sürekli güncelleniyor. Ayrıca başlıklardaki playerler sayesinde albümleri indirmeden ön dinleme yapabilmeniz mümkün. Belki de konu ile ilgili en zengin arşiv Prog not Frog'tadır. Bu bloğa dadanmayı düşünüyorsanız kendinize yedek harddisk almanızda fayda var.
A Maquina de Fazer Sonhos isimli bir blog var ki sık güncellenen bir blog olmamasına rağmen içindeki Flac albümlerle sizi gerçekten mutlu edecektir. Takip etmeye değer. http://amakina.blogspot.com/
Hem albüm incelemesi olsun hem de albüm download linki olsun bütün bunların üzerine bir de Türkçe olsun derseniz tam size göre bir site var; Gentleoctopus http://gentleoctopus.blogspot.com/ . Bloğun sağ tarafında blogta incelenmiş grupların yer aldığı türlerin listesi var. Tür etiketi üzerinden arama yapabilmemiz çok iyi. Blogta yer alan albüm incelemeleri oldukça doyurucu ve download linkleri çalışıyor. bloğu yapan arkadaşları ne kadar kutlasak azdır.
Kuşkusuz konu hakkında en kapsamlı site Progarchives'dir. Progarchives sürekli güncellenen, progressive rock ve alt türleri hakkında ne merak ediyorsanız bulabileceğiniz bir site.
Progarchives, içerisindeki az sayıdaki ücretsiz mp3 ile her ne kadar korsan faaliyet konusunda sizi doyurmayacak olsa da tüm alt türler ve o alt türlerde müzik yapmış gruplar hakkında ayrıntılı bilgi ve incelemelere ulaşabilmeniz açısından oldukça önemli bir site. Siteye üye olan ve konu hakkında yetkin onlarca kullanıcının albüm incelemelerine, müzik videolarına, yıllara, ülkelere ve alt türlere göre düzenlenmiş onlarca albüm listesine bu site sayesinde ulaşmanız mümkün. Progarchives gibi ansiklopedik bir kaç site daha varsa da ben progarchives'i tercih ediyorum.
Progarchives'e benzeyen ama yalnızca İtalyan progressive rock gruplarına yer veren http://www.italianprogrock.com/ ise albüm bilgilerini progarchives'ten alsa da her albüm için ön dinleme yapmanıza olanak vermesi açısından kullanışlı bir site.
Progressive rock gruplarını keşfetmek için bir diğer kolay yöntem ise Last fm' e üye olmak. Eğer Chrome kullanıyorsanız kuracağınız küçük bir eklenti ile last fm'deki bütün şarkıları ücretsiz ve kesintisiz dinlemeniz mümkün. Eklenti için tıklayın. Last Fm'de bildiğiniz grupların ismi ile arama yapıp, o grupların last fm sayfalarında önerilen benzer grupları tıklayıp yukarıda linkini verdiğim eklenti sayesinde o grupların şarkılarını dinleyebilirsiniz. En güzeli last.fm'de grup bulup chrome eklentisi sayesinde dinlemek, o grup hakkındaki ansiklopedik bilgi için progarchives'e baş vurmak.
Progarchives ve Last.fm marifeti ile bir sürü yeni grupla tanıştık ama bu grupların albümlerine sahip olmak istiyoruz. Öncelikle ne yazık ki Türkiye'de bu albümleri satın alabileceğiniz bir müzik market yok. Tek çareniz Korsan Faaliyet. O yüzden sizlere güzel güzel korsan faaliyet yapabileceğiniz sitelerin isimlerini vermek boynumun borcu.
İlk önereceğim site ismini ünlü İtalyan progressive rock grubu Museo Rosenbach'tan alan http://museorosenbach.blogspot.com/ . İsmine bakıp sadece İtalyan progressive rock gruplarını bulunduran bir site olduğunu düşünmeyin, İskandinav, İngiliz, Fransız başta olmak üzere bir çok ülkeden grupları bulabilirsiniz bu sitede. Blog Portekizce ama gruplar hakkında ansiklopedik bilgi veren bir site olmadığı için ve amacımız korsan faaliyet olduğu için hangi dilde yazıldığı o kadar da önemli değil bizim için. Blog içerisindeki download linkleri çoğunlukla megaupload linkleri olduğundan captcha derdiniz olmuyor dolayısı ile onlarca albüm linkini jdownloader'a ekleyip dertsiz tasasız indiriyorsunuz. Rar dosyalarının tamamı şifresiz. Bloğun sağ tarafında diğer progressive rock bloglarının linkleri var ayrıca yine sağ tarafta Museo Rosenbach içerisinde download linki verilmiş olan bütün müzik gruplarının listesi yer alıyor. Bu müthiş sitede saatlerce dolaşacağınıza eminim.
A Maquina de Fazer Sonhos isimli bir blog var ki sık güncellenen bir blog olmamasına rağmen içindeki Flac albümlerle sizi gerçekten mutlu edecektir. Takip etmeye değer. http://amakina.blogspot.com/
Şimdilik bu bahsettiğim blogları bir deneyin ben de bu yazının ikinci kısmı için takip ettiğim diğer bloglar arasından seçim yapayım. Ha bir de unutmadan Friendfeed'te progressive rock temalı korsan faaliyet Cafemiz var, oraya da bir göz gezdirmeyi unutmayın. Gerçi geçen ay friendfeed hesabımı kapattığım için önceden cafeye yüklediğim yüzlerce mp3 ve albüm download linki silindi ama cafeyi geçen hafta yeniden açtık. Albüm linkleri yavaş yavaş artacak. Şuradan buyrun http://friendfeed.com/cafelaforgueprog
DEVAM EDECEK....
| Tweet |
|
Paylaş |
Menemen güzeldir
Menemen mi yoksa Melemen mi tartışmaları bir yana yemesi güzel, yapması kolay yemeklerden biridir. Gerçi "ama o yemek sayılmaz ki" diye itiraz edecek arkadaşlar da olacaktır kesin. O arkadaşları ciddiye almıyoruz. Neyse efendim herkesin kendine göre tarifleri vardır, ben kendi tarifimi vereceğim.
| Tweet |
|
Paylaş |
31 Aralık 2011 Cumartesi
Kakushi Ken Oni No Tsume
Daha çok anlatmayayım dedim ama elimde değil. Biliyorum, spoiler veriyorsun diye bana kızacaksınız ama söylemezsem çatlarım. Katagiri' nin usta Toda'dan , Hazama ile dövüşmeden bir gün önce öğrendiği kendini geri çekerek ve rakibi ile göz temasını keserek dövüşme tekniği(yukarıda bahsi geçen gizli teknik değil bu korkmayın), Tatsuya Nakadai'nin harikalar yarattığı, benim pek sevdiğim, hatta şu an bloğun arka plan resminde bir sahnesini gördüğünüz Dai Bosatsu Toge filmine Yoji Yamada`nın selamı niteliğinde. Aynı Dai Bosatsu Toge deki gibi kılıç aşağı doğru indirilir ve sürekli geri çekilerek rakip kızdırılır, herşeyden vazgeçtiğinizi sanan rakip saldırınca ölümcül vuruş gerçekleştirilir.
Tamam tamam daha fazla spoiler vermeyeceğim kızmayın. Siz siz olun Trailer'ı izledikten sonra ilk iş bu filmi edinip seyredin.
Japon filmleri iyidir
| Tweet |
|
Paylaş |
30 Aralık 2011 Cuma
Her vatandaş sansürü tadacaktır
Gazetecilerin, gazeteci, öğrencilerin, öğrenci olduğu için hapse atıldığı, insanların kaçakçı oldukları için hava saldırısı ile öldürüldüğü bu bataklıkta gün geçmiyor ki yeni bir ileri demokrasi uygulaması ile karşılaşmayalım.
Son sansür dalgası, bloğun sağ tarafındaki takip edilecek bloglar listesine özenle eklediğim ve takip etmekten büyük zevk aldığım Öteki Sinema'yı vurdu. Öteki Sinema özellikle B tipi filmlere merakı olanların iyi bildiği bir site. Konuya hakim 14 güzel insanın, "x filmini çok beğendim, süper çekmiş yönetmen, kesin gidin yoksa hatırım kalır" türü alışıldık film incelemelerinin oldukça dışında, özenli, bilgilendirici incelemeler yaptıkları bir site. Mesela ben de film tanıtımı yapıyorum bloğumda ama görüleceği üzere bu arkadaşlar gibi değil. Benimkiler anca "süper filmiş kesin gidin" şeklinde oluyor.
Öteki Sinema ekibi sitelerinde yayınlanan bir yazı yüzünden BTK TİB tarafından uyarıldılar. Srpski Film yani A Serbian Film'i duymuşsunuzdur. İşte bahsi geçen yazı o film hakkında bir inceleme yazısıydı. Tamam belki hepimiz sinema filmlerinin bazı sahnelerinin sansürlenmesine hatta bununla yetinilmeyip gösterimlerin yasaklanmasına bir şekilde alışığız. Buna alışmak ne menem bir şeyse artık! Ama görülüyor ki bu ülkede sinema filmlerini sansürlemek artık birilerine yetmiyor ki bir sinema filmi hakkında yazılan bir inceleme yazısı bile sansür konusu olabiliyor. Hatırlıyorum da 90'lı yılların başında yılbaşı gecesinde saat 12'yi vurduğunda üstsüz dansöz çıkartan TV kanalları vardı bu ülkede. Şimdi ise televizyonda bırakın üstsüz dansözü, bırakın kan, şiddet görüntülerini, öpüşme sahneleri bile sansürleniyor. Ve ne yazık ki biz buna alıştık.
Şimdi aynı tehlike hem internet hem de yazılı basın üzerinde geziniyor. Haber yazdığı için gazeteciler hapse atılıyor, bunun sonu artık gazetecilerin haber üretmemesi, iktidarın sesi olmasıdır. Nitekim daha dün köylülere karşı yapılan hava saldırısının haberini veren haberciyi canlı yayında haber müdürü engellemedi mi? İnternet üzerinde ise Atatürk'e hakaret edildi gerekçesi ile video paylaşım sitelerinin engellenmesi ile başlayan, filtre tartışmaları ile taçlanan ve ekşi sözlük yazarlarına açılan davalar ile gelişen süreç artık sinema incelemelerini bile sansürlüyor.
Sansüre karşı sesimizi yükseltmenin zamanıdır
İşte birilerini rahatsız eden o pek tehlikeli inceleme tıklayınız
Son sansür dalgası, bloğun sağ tarafındaki takip edilecek bloglar listesine özenle eklediğim ve takip etmekten büyük zevk aldığım Öteki Sinema'yı vurdu. Öteki Sinema özellikle B tipi filmlere merakı olanların iyi bildiği bir site. Konuya hakim 14 güzel insanın, "x filmini çok beğendim, süper çekmiş yönetmen, kesin gidin yoksa hatırım kalır" türü alışıldık film incelemelerinin oldukça dışında, özenli, bilgilendirici incelemeler yaptıkları bir site. Mesela ben de film tanıtımı yapıyorum bloğumda ama görüleceği üzere bu arkadaşlar gibi değil. Benimkiler anca "süper filmiş kesin gidin" şeklinde oluyor.
Öteki Sinema ekibi sitelerinde yayınlanan bir yazı yüzünden BTK TİB tarafından uyarıldılar. Srpski Film yani A Serbian Film'i duymuşsunuzdur. İşte bahsi geçen yazı o film hakkında bir inceleme yazısıydı. Tamam belki hepimiz sinema filmlerinin bazı sahnelerinin sansürlenmesine hatta bununla yetinilmeyip gösterimlerin yasaklanmasına bir şekilde alışığız. Buna alışmak ne menem bir şeyse artık! Ama görülüyor ki bu ülkede sinema filmlerini sansürlemek artık birilerine yetmiyor ki bir sinema filmi hakkında yazılan bir inceleme yazısı bile sansür konusu olabiliyor. Hatırlıyorum da 90'lı yılların başında yılbaşı gecesinde saat 12'yi vurduğunda üstsüz dansöz çıkartan TV kanalları vardı bu ülkede. Şimdi ise televizyonda bırakın üstsüz dansözü, bırakın kan, şiddet görüntülerini, öpüşme sahneleri bile sansürleniyor. Ve ne yazık ki biz buna alıştık.Şimdi aynı tehlike hem internet hem de yazılı basın üzerinde geziniyor. Haber yazdığı için gazeteciler hapse atılıyor, bunun sonu artık gazetecilerin haber üretmemesi, iktidarın sesi olmasıdır. Nitekim daha dün köylülere karşı yapılan hava saldırısının haberini veren haberciyi canlı yayında haber müdürü engellemedi mi? İnternet üzerinde ise Atatürk'e hakaret edildi gerekçesi ile video paylaşım sitelerinin engellenmesi ile başlayan, filtre tartışmaları ile taçlanan ve ekşi sözlük yazarlarına açılan davalar ile gelişen süreç artık sinema incelemelerini bile sansürlüyor.
Buna da alışmayalım!
Öteki Sinema'yı yalnız bırakmayalım!
Sansüre karşı sesimizi yükseltmenin zamanıdır
İşte birilerini rahatsız eden o pek tehlikeli inceleme tıklayınız
| Tweet |
|
Paylaş |
26 Aralık 2011 Pazartesi
Seppuku
Tatsuya Nakadai`nin tanrılara yaraşır oyunculuğu ve Toru Takemitsu`nun sarsıcı müzikleri ile taçlanan bu Masaki Kobayashi filmini kesinlikle izleyin derim. Üstad Kobayashi 1967 yılında çekeceği Jôi-uchi Hairyô Tsuma Shimatsu gibi bu filmde de samuray dünyasının üzerindeki kahramanlık örtüsünü kaldırıp alttaki feodal çöplüğü gösteriyor. Masaki Kobayashi anlatacak hikayesi (işin ilginci shakespeare hikayesi değil bu hikayeler) olan ve bu hikayeyi dolandırmadan , birbirinin peşi sıra gelen ağır şamarlar ile anlatan bir yönetmen.
Masaki Kobayashi dışarıdan cezbedici görülen samuray yaşamının aslında ince işlenmiş örgütlü/bürokratik dişliler arasında sıkışmış insanların hikayesi olduğunu, bildiğimiz samuray imgesini alaşağı ederek gösteriyor. Filmin daha yazıları yazarken ilk 4 dakikada gördüğümüz boş savaşçı zırhı, ronin' in sarayın tüm görkemi ve boş koridorların ağırlığı karşısında boğulmuş hali ve bunların üzerine Nora Inu`daki gibi kasvet dolu sıcaklar eklenince bu sıkışma ve çaresizlik halini tüm ruhunuzla hissediyorsunuz. Spoiler batağına düşmemek için daha fazla uzatmayayım. Samuray dünyasının üzerindeki süslü yaldızları kaldırıp alttaki çürümüş tahtaya bakma fikri sizi heyecanlandırıyorsa, bu filmi ve ardından Jôi-uchi Hairyô Tsuma Shimatsu adlı filmleri izleyip Masaki Kobayashi ile tanışın. Zaten bu filmleri seyrederseniz şeytan sizi Kaneto Shindo, Kenji Mizoguchi , Yasujiro Ozu, Kihachi Okamoto gibi yönetmenleri izlemeniz için dürtecektir.
Masaki Kobayashi dışarıdan cezbedici görülen samuray yaşamının aslında ince işlenmiş örgütlü/bürokratik dişliler arasında sıkışmış insanların hikayesi olduğunu, bildiğimiz samuray imgesini alaşağı ederek gösteriyor. Filmin daha yazıları yazarken ilk 4 dakikada gördüğümüz boş savaşçı zırhı, ronin' in sarayın tüm görkemi ve boş koridorların ağırlığı karşısında boğulmuş hali ve bunların üzerine Nora Inu`daki gibi kasvet dolu sıcaklar eklenince bu sıkışma ve çaresizlik halini tüm ruhunuzla hissediyorsunuz. Spoiler batağına düşmemek için daha fazla uzatmayayım. Samuray dünyasının üzerindeki süslü yaldızları kaldırıp alttaki çürümüş tahtaya bakma fikri sizi heyecanlandırıyorsa, bu filmi ve ardından Jôi-uchi Hairyô Tsuma Shimatsu adlı filmleri izleyip Masaki Kobayashi ile tanışın. Zaten bu filmleri seyrederseniz şeytan sizi Kaneto Shindo, Kenji Mizoguchi , Yasujiro Ozu, Kihachi Okamoto gibi yönetmenleri izlemeniz için dürtecektir.
| Tweet |
|
Paylaş |
Etiketler:
Japon Sineması,
Japonya,
Masaki Kobayashi,
Samuray,
Sinema,
Tatsuya Nakadai,
Tôru Takemitsu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Paylaş
Facebook
Twitter
Linkedin
Delicous
Digg
Yahoo
Google
Live Space
MySpace
Technorati
Stumble